Başlangıç » Nedir » Müslümanların bilim ve medeniyete katkılarından bazıları nelerdir?

Müslümanların bilim ve medeniyete katkılarından bazıları nelerdir?

Posted by: Sedat Aslan 12 Temmuz 2010 Yorum Yaz

Müslümanların bilim ve medeniyete katkılarından bazıları nelerdir? İlahiyat
Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, siyer gibi kendine özgü ilim dalları meydana getiren müslümanlar; aritmetik, cebir, geometri gibi matematik bilimlerinde; astronomi, haritacılık, coğrafya, fizik, kimya, tıp, tıp teknolojisi, jeoloji, meteoroloji, mineroloji, zooloji, veterinerlik, botanik, biyoloji gibi her çeşit bilim dalında da yeniliklere imza atmıştır: Matematikte kullanılan “0,1,2…8,9” rakamları aslında Müslüman Arapların rakamlarıdır ve aynı rakamlardan oluşan “ondalık sistem”de Kuzey Afrika'lı Müslüman matematikçilerin (el-Kâşi, el-Üklidîsî) icadıdır. Cebir ilminin kurucusu “El-Cebr ve'l- Mukabala” eserinin yazarı Havârizmi'dir. Karekök, Lineer ve Kuadratik denklemlerde El-Kerhi'nin, İntegral'de El – Tûsî'nin, cebirsel sembollerde İbn ül- Benna'nın payı büyüktür. Geometride İbn ül-Heysem'in, Ömer Hayyam'ın, İbn Türk'ün katkısı inkâr edilemez. Trigonometri'nin kurucularının en büyüğü ise el-Battânî'dir. Astronomi ilminde, dünyanın döndüğünü ilk kez Ebû Sai'd es-Siczî söylemiştir. Gökyüzünün izlendiği Usturlâb aletini İbrahim el-Fezâri icat etmiştir. Modern astronominin kurucusu olarak Bitrûcî kabul edilir. Pusula'nın icadı, el-Avfî'nin 1232 tarihli eserlerinde ele alınmıştır.
İbn Havkal'ın ve Bîrûnî'nin dünya haritası vardır. Amerika kıtasını ve keşfinden asırlar önce Antartika kıtasını haritasında gösteren Piri Reis'in (öl,1553), dünya haritasının mükemmelliği ise tartışma götürmez bir gerçektir.
Fizik'te izafiyet (rölativite) teorisini ilk kez el-Kindi ortaya koymuştur. Optik ilminin en önemli isimlerinden birisi İbn Heysem'dir. Atomun parçalanabileceğini ve parçacıklarının döndüğünü söyleyen ve bunu “Sema” ile sembolize eden Mevlânâ'dır. Kum saatini bulan ve güneş saatini geliştiren Müslüman bilginler, ilk hassas terazileri de yapmışlardır (el-Hâzinî, er-Râzî gibi).
İlk uçuş denemelerini ve ilkel uçma makinelerini Endülüslü bilimci İbn Firnas 9. yüzyılda yapmıştır. “Karanlık Oda”yı İbn ül Heysem bulmuştur. Nilometreyi (su seviye ölçer) 861'de El-Fergâni icat etmiştir. Kimya biliminde ilk yoğunluk ölçme aletini (piknometre) Bîrûnî yapmıştır. Kimyada ilk sayısal metodu (kantitatif), Lavoisier'den 700 yıl önce Ebu'l Kâsım el­K â ş i kullanmış tır. “Kimyasal Fınnlar”ı, C â b i r İbn Hayân yapmıştır. Petrol ve damıtılmasından ilk bahsedenlerden birisi de Zekeriyya Râzî'dir.
Biyoloji ilminde, tekâmül nazariyesinin temeli en-Nazzâm tarafından atılmıştır. Câhız (öl.869), bu teoriyi geliştirmiş, çevre ve türlerin değişimi, hayat kavgası teorilerini ele almıştır. Botanik'te Bîrûnî, İbn Vahşîyye, İbn Kuteybe önemli isimlerdendir. İbn ül Avvâm, pek çok hayvan cinsini tarif etmiş, hayvan hastalıklarından bahsetmiştir. Zekeriyya el-Kazvînî, dağların oluşumu, volkanlar ve depremlere açıklama getirmiştir. Gökyüzünün maviliğini Kindî, yağmurun sebebini Fârâbî, gökkuşağını Karâfî açıklamıştır.
Mineroloji bilimine en büyük katkıyı madenlerin oluşumu fikriyle Câbir İbn Hayyân yapmıştır. Ziraat'te, İbn ül Avam insan-bitki arasındaki sevgi-nefret bağını keşfetmiş, ağaç hastalıklarından bahsetmiştir.
Tıp biliminde, kan dolaşımını ilk keşfeden İbnü'n-Nefis'tir. Psikofizyoloji bilimini el-Kindî kurmuştur. İlk anesteziyi (narkoz), 9. yüzyılda Sâbit İbn Kurrâ kullanmıştır. Mikrobu, Pasteur'den 400 yıl önce “tohum” adıyla Akşemsettin keşfetmiştir. Modern osteoloji'yi Abdüllatif el-Bağdadi kurmuştur. Kılcal kan dolaşımını el-Mecusî keşfetmiştir. Reçeteyi ve farmakolojiyle ilgili ilk kitapları da Müslüman bilginler yazmıştır. Batıda yeni keşfedilen müzikle tedavi (müzikoterapi), Kindî'den (öl. 866) beri uygulanan bir yöntemdir. İbn-i Sîna (980-1037) ise yüzü aşkın eseri ile tıp ve felsefe alanı başta olmak üzere pek çok alanda bilime ve medeniyete öncülük etmiş bilginlerdendir.
Bu liste böyle uzayıp gider…
Görünen şudur ki asırlar boyu büyük icat ve teorilere imza atan müslüman bilginler, 15. yüzyıldan itibaren duraklama devrine girmişlerdir. Batılı bilginler ise bilimde gelinen noktada atağa kalkarak bilim ve medeniyete hizmet etme yarışında, bayrağı müslümanlardan devralmışlardır. Bilim ve medeniyet, insanlığın ortak mirasıdır ve herkes katkı yapmak durumundadır. Müslümanlar bilim ve medeniyette tekrar öncü olabilmek için önce insana sonra, eğitime ve eğitim kurumlarına eskiden olduğu gibi gereken önemi göstermek zorundadırlar.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 4 (Hazırlayan: M. Sadık ARSLAN)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).



2010-07-12

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir