Başlangıç » Nedir » Vitamin açısından kimler daha çok risk altında?

Vitamin açısından kimler daha çok risk altında?

Posted by: Tuncay Demir 12 Temmuz 2010 Yorum Yaz

Vitamin açısından kimler daha çok risk altında? Beslenme Gıda

Özellikle kronik alkolikler, sigara içenler, sıkı diyet uygulayanlar, sürekli ilaç kullananlar, kronik bir hastalığı olan­lar (sindirim sistemi hastalıkları, ülseratif kolit, inflamatuar bağırsak rahatsızlıkla­rı, kanser, diyabet vb.), hamile ve emzi­ren anneler, erken doğmuş bebekler, do­ğuştan metabolik bozukluğu olan çocuk­lar, ergenlik döneminde olan gençler, yaşlılar, yeterli taze sebze ve meyve tüketemeyen ve yoksulluk sınırında olan bi­rey ya da topluluklar vitamin eksikliği riski altında.

Kronik alkoliklerin vitamin düzeyleri, genellikle sağlıklı bireylerden düşük olu­yor. Alkol vitaminlerin bağırsaklardan emilmesine engel oluyor ve bazı vitamin­lerin organizmada etkin hale dönüşmesi­ni engelliyor (D vitamininin, etkin formu­na dönüşümünü engellediği gibi). Kro­nik alkoliklerde kanda ölçülen A vitami­ni düzeyleri normalken, bu bireylerin ka­raciğer A vitamini depolarının düşük ol­duğu gözlendi. Alkoliklerde genellikle kan folik asit, tiamin, B12 ve B6 vitamini düzeyleri sağlıklı kişilere göre düşük. Yi­ne beta-karoten düzeyleri, kronik alkoliklerde normal düzeyin altında. Alkolün, bağırsaklardan C vitamini emilmesini olumsuz yönde etkilediği de biliniyor.

Sürekli sigara içen bireylerin, vitamin A başta olmak üzere beta-karoten, folik asit ve C vitaminlerini, normal bireyler­den daha az aldıkları da belirtilmekte. Si­gara içenlerin günlük olarak, içmeyenler­den 35 mg daha fazla C vitamini almala­rı önerilmekte. E vitaminiyse, sigara içen­lerde, içmeyenlere göre akciğer alveol sı­vısında daha düşük düzeyde bulunmuş durumda. E vitamini ve diğer vitaminle­rin sigara içenlerdeki düzeyinin düşük oluşu, sigara içenlerin vitamin eksikliği riski altında olduklarını göstermekte.

Antibiyotikler, kortikosteroidler, ülser ve konvülziyonlara (konvülsiyon: genel­likle beyindeki bir soruna ya da bir nöro­lojik etkene bağlı olarak vücutta ya da kol ve bacaklarda gerçekleşen şiddetli tit­reme ve sarsılmalar) karşı kullanılan ilaç­lar, laksatif (bağırsak çalıştırıcı) ilaçlar, diüretikler, doğum kontrol ilaçları, iştah kaybına, kusma ve ishale yol açan ilaçlar, bağırsak florasını etkileyen ilaçlar, vita­minlerin emilimini engelliyor. Kullanılan ilacın türü ve kullanıldığı süre de göz önünde bulundurularak, bu tür durum­larda ek vitamin alınması ihmal edilme­meli. Örneğin, kanser tedavisinde kulla­nılan ilaçların iştah kaybına yol açarak gıda alınmasına engel olmasının yanında sindirim kanalından vitaminlerin normal emilimini de etkilediği bilinmekte. Laksa­tif ilaçlar gıdalarla birlikte vitaminlerin de sindirim kanalından çok çabuk uzak­laşmasına yol açar; vitaminlerin bağırsak­lardan emilmesine engel olur. Kolesterol düşürücü ilaçlar da yağda eriyen vita­minlerin emilimlerine engel olur.

Büyüme çağında olan adolesan dö­nemdeki çocuklarda, özellikle de enerji metabolizmasına bağlı olarak, tiamin, riboflavin ve niyasin; biyosentez süreçleri ve dokuların oluşması için de B6, folat ve B12 vitaminine duyulan gereksinim art­makta. Yine bu dönemde iskelet gelişimi için D vitaminine, yeni hücre büyümesi için de A, C ve E vitaminlerine gereksi­nim artmakta.

Hamilelik ve süt emzirme dönemlerindeyse, gerek fetusun büyümesi gerekse annede kırmızı kan hücrelerinin üretimi için folat gereksinimi artıyor. Emzirme döneminde de süt ile folat kaybının, an­ne için yerine konması gerekiyor.

Erken doğan bebeklerin C, A ve E vi­tamini düzeyleri, normal bebeklerden çoğu durumlarda düşük olduğundan, er­ken doğanlara mutlaka yağda çözünen vitaminler, folat, C ve B6 vitamini takvi­yesinin yapılması, bebeklerin sağlıklı bü­yümeleri açısından gerekli.

Down sendromu gibi doğuştan metabolik bozukluklarda yüksek doz vitamin takviyesi, az da olsa bazıları tarafından önerilmekteyse de, özellikle Down sendromlu çocukların vitamin gereksinimle­rinin diğer sağlıklı çocuklardan farklı ol­madığı, bilimsel çalışmalarla kanıtlandı. Ancak, bu çocuklar arasında beslenme ve sindirim sistemi sorunları olanlarına vitamin takviyesi önerilebilir. Hangi vitaminin hangi doz ve süre içinde çocukla­ra uygulanacağına mutlaka bir çocuk he­kiminin karar vermesinin gerekli olduğu da unutulmamalı.

Yaşlılık döneminde ortaya çıkan bazı sorunlar; özellikle hareket yeteneğinin azalması, besinlerden yeterli düzeyde yararlanamama, uzun dönem kullanılan ilaçların besinlerin sindirimine engel olması, kronik hastalıklar, sin­dirim sorunları gibi durum­lar, vitamin yetersizliği riskini artırmakta. Yaşlıların, özellik­le D vitamini yö­nünden risk altında olduğu söylenebilir. Yaşlıların yeterli düzeyde güneş ışığı alamamaları ve kapalı yerlerde uzun sü­re bulunmaları da bu riski artırmakta. Yaşlılıkta vücut direncinin azalması, yaş­lılık döneminde C vitamini ve diğer anti-oksidan vitaminlere olan gereksinimi de artırmakta. Yatalak kalan hastalar da vi­tamin eksikliği açısından riskli grup için­de yer alıyorlar.

Kansere yakalanmış, kemoterapi, rad­yoterapi ve ameliyat geçirmiş olanlar da, vitaminlerin sindirimi ve emilimi konu­sunda yaşanan sorunlar nedeniyle vita­min eksikliği riski altında bulunuyorlar. Sirozda tiamin, B6, riboflavin, folat ve yağda eriyen vitaminlerin eksikliği riski söz konusu. Ülseratif kolit, inflamatuar bağırsak hastalığı olan sindirim sistemi hastalarında da B12, C, folat ve yağda eriyen vitaminler için durum aynı.

Kaynak: Prof. Dr. Cemil Çelik (TÜBİTAK Başkan Danışmanı), “Sağlıklı yasamın vazgeçilmezleri – Vitaminler”,  Bilim ve Teknik, Mart 2005. 



2010-07-12

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir