Başlangıç » Nedir » Hz. Muhammed'in ümmî oluşu

Hz. Muhammed'in ümmî oluşu

Posted by: Sedat Aslan 19 Nisan 2011 Yorum Yaz

Hz. Muhammed'in ümmî oluşu İlahiyat
Güvenilir kaynaklar Hz. Muhammed (s.a.s.)'in okuma yazma bilmediği, yani “ümmî” olduğu konusunda ittifak ederler. Onun yetiştiği dönemde Mekke'de okul yoktu. Az sayıda kimse, buraya dışarıdan gelen okur-yazar kişilerden ve bu kişilerin okuttuğu kimselerden kendi gayretleriyle okuma-yazma öğrenmişlerse de Hz. Muhammed (s.a.s.) okuma-yazma öğrenmedi. Şüphesiz ileride kendisine verilecek peygamberlik görevi de ilahî hikmet gereği onun okur-yazar olmamasını gerekli kılıyordu. Hirâ mağarasında kendisine ilk vahiy getiren melek ona “oku” dediğinde “Ben okuma bilmem” demiştir. Halbuki onun, peygamberlik yıllarında okumaya-yazmaya son derece önem verdiği ve sahâbeyi buna teşvik ettiği bilinmektedir. Ona ilk gelen vahiy “oku” idi. Kendisine gelen vahiyleri ezberlediği gibi aynı zamanda katiplerine yazdırıyordu. O, belki yetim ve fakir birisi olduğu için okuyamamış olabilir. Şayet peygamberlikten önce okur-yazar olsaydı, kitap okusaydı ve bir şeyler yazmış olsaydı, peygamberlikten sonra karşıtlar, onun, kutsal kitapları, geçmişte yaşamış milletlerin tarihini okuyarak elde ettiği bilgileri tebliğ diye sunduğunu iddia edebilirlerdi. Nitekim Hz. Peygamber'in ümmî olmasının başlıca hikmeti Kur'ân-ı Kerim'de şöyle belirtilmektedir: “Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı”.[89]
Onun okur-yazar olmayışı, kendisine indirilen vahiyle, diğer fikirlerin birbirine karışması ihtimalini de ortadan kaldırmıştır. Bunun dışında Hz. Muhammed (s.a.s.), devrinin meşhur rahip, şair, kahin ve bilge kişileri önüne diz çöküp ders almamış ve ilim öğrenmemiştir. Kahinlerin mahareti olan sihir, büyü gibi gizli ilimler konusunda da hiçbir bilgisi ve iddiası yoktu. Hatta bunlardan nefret ederdi. Bazı alimler, onun ümmîliğini peygamberlik alâmetleri arasında gösterirler. Çünkü o, okur-yazar olmadığı halde, bir sûresinin benzeri bile ortaya konulamayan bir kitap getirmiştir. Peygamberliği döneminde kendisine indirilen bu kitabı okuyor, tekrarlıyor ve bir tek harfinde bile tereddüde düşmüyordu. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in ümmî olmakla birlikte ticaret için gerekli olan hesabı bildiği ve paraların üzerindeki yazıları tanıdığı muhakkaktır. “Ancak her hangi bir kutsal kitap okuyamadığı kesindir”.[90] Hz. Muhammed (s.a.s.), o günün yaygın olan bilgi ve fikirleriyle de beslenmemiştir. Ayrıca o, toplum hayatının içinde yetişmiş, insanları tanımış, örf ve adetleri öğrenmiş, topluma hâkim olan kuralları bilen, ileri görüşlü, becerikli, işbilir, çevresine karşı duyarlı bir cemiyet adamı olarak yetişmiştir.[91]
Hâşimoğulları içinde hemen herkes, hatta kadınlar bile şiir okuduğu halde Hz. Muhammed (s.a.s.) şiir inşâd etmemiş, kaside yazmamış veya bu konuda bir çabada da bulunmamıştır. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de “Biz Muhammed'e şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmezdi”[92] buyrularak şairlikle peygamberliğin bir arada bulunmayacağı bildirilir. Câhiliye'de şiirin başlıca konuları olan övgü, övünme, yergi ve kahramanlık gibi duygularla kırk yaşına kadar hemhal olan bir insanın o yaştan sonra mütevazi bir kimse olarak bütün insanlığı kuşatıcı düşünce ve duygularla ortaya çıkması düşünülemezdi. Kabilenin kâhini, hâkimi, lideri durumunda olan ve el üstünde tutulan bir şâir olsaydı, ki ondan önce ve onun döneminde şâirin kabilesi içindeki durumu böyleydi, hayatında asla yer vermediği şan ve şöhrete düşkün bir kimse haline gelebilirdi.[93]
Hz. Muhammed (s.a.s.) kâhin, arrâf, büyücü, gâibden haber veren birisi asla değildi ve bu tür kimselerden nefret ederdi. Kendisine peygamberlikten önce vahiy konusunda bilgisi yoktu ve kesinlikle peygamber olacağını bilmiyordu. Kur'an'ın ifadesiyle kitap ve imanın ne olduğunu bilmiyordu.[94] O, diğer insanlar gibi bir beşerdi. Ancak gerek dış görünüşüyle ve gerekse ahlakıyla her insanda bulunan özelliklere en üst düzeyde sahipti. Bu bakımdan Hz. Muhammed (s.a.s.)'e insanüstü birtakım özellikler ve olaylar atfetmek yanlış olduğu gibi, onu alelâde bir insan konumuna indirmek de doğru değildir.
Kaynak: Prof. Dr. İbrahim Sarıçam’ın 2002 tarihinde yazdığı ve diyanet.gov.tr web sitesinde yayımlanan “Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı” kitabından derlenmiştir (Erişim tarihi: 15/04/2010).



2011-04-19

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir