Başlangıç » Nedir » İntegratif tıp için preklinik modeller

İntegratif tıp için preklinik modeller

Posted by: Ne Nedir 25 Mart 2010 Yorum Yaz

İntegratif tıp için preklinik modeller Alternatif Tıp
Birçok integratif yaklaşım (örneğin akıl-vücut yaklaşımlarını içerenler) klinikte test edilmeden önce modellenemez ve bu, sık kullanılan bu tarz tedavilerin özelleştirilmesi için bir strateji oluşturulmasına olanak vermez. Bitkisel/Botanik terapiler modern farmokopenimizde doğal ürünler ve derivelerin eski ve daha yeni başarılarında oluşan bir geçmiş ile çekici bir hal almaktadır. Bu ajanların bütün olmasa da bazı tahmin edilebilen biyolojik aktivitelerin uygun invitro veya in-vivo sistemler kullanılarak test edilmesi mümkündür.
Bununla birlikte, botanik ajanların birçok farz edilen etkisi (immün stimülasyon gibi) ve de antianjiyojenik ve diğer stromal-tümör etkileşimleri doku kültür modellerinde değerlendirilemez. Meme kanserinin tedavisi için geçmişten beri kullanılan birkaç bitki insan hücreleri dizilerine karşı in-vitro ve in-vivo olarak antiproliferatif etkiler göstermektedir ve bu tek ajan ve kombinasyon tedavilerini özelleştirerek kullanılabilir. Sıkça kullanılan bitkilerin spesifik etkiler arasında growth faktör reseptör yollarının modülasyonu, apoptozis, mitokondriyal fonksiyon, immün aktivasyon, hücre döngüsü kontrolü, enflamasyon ve steroid hormon yolları bulunmaktadır. Çoklu aktif ajanların bir sonucu olarak aktivite mekanizması muhtemelen karmaşıkta olsa etki mekanizmalarına göre bitki ekstrelerini bir arada toplamak üzere yeni yüksek- hızlı gen ekspresyonu ve proteomik teknikler kullanılabilir ve bu antiproliferatif aktiviteden sorumlu temel bileşenlerin belirlenmesine dahi yol açabilir.
Laboratuarda çalışabilecek botanik ajanların bir görsel uygulaması, sıcak basmaları ve diğer östrojen eksikliği semptomlarının tedavisidir. Bitkisel bileşikler hafif östrojenik aktiviteye sahiptirler, menapozal semptomların tedavisinde yaygın olarak kullanılan bitkilerin birçoğunda bir miktar bulunmaktadır. Bununla birlikte, bu östrojenik bitkilerin bazıları ve soya (topluca fito-östrojenler olarak adlandırılırlar) Östrojen reseptörü (ER)-betaya selektif olarak bağlanmaktadır. Östradiol preklinik modellerde hem ER-alfa hem de ER-betaya bağlamakta ve transkripsiyonel olarak bunları aktive etmektedir ve de hormon – sensitif meme kanseri hücrelerinin gelişimini indüklemektedir. ER-betanın selektif olarak stimülasyonu meme hücre gelişimini uyarmaz ancak kemik metabolizmasını etkileyen genleri baskılar bu da östrojenle görünen meme kanseri ilerleme potansiyelinden daha az risk ile birlikte olası kemik koruması etkili ve diğer menopozal sonuçların buradan kaynaklandığını düşündürmektedir. Bu, östrojen kullanımının meme kanseri tanısı yüzünden tipik olarak imkansız olduğu menapozal semptomların bulunduğu kadınlarda bu tarz bitkisel ajanların test edilmesi için bir gerekçe oluşturur. Geleneksel Çin tıbbında kullanılan bu tarz bir bitkisel formül ER-beta selektivitesi göstermekte ve sıcak basmaları için klinik teste (birkaç hedef dokuda östrojenik aktivitesinin değerlendirildiği ilişkili çalışmalarla birlikte) kullanılmaktadır.
Biyoaktif ajanlar olarak bitkisel ürünlerin potansiyel olarak zararlı etkileri vardır. Renal ve hepatik toksisiteye neden olabilirler. Botanik ajanlar da diğer ilaçlarla önemli farmakolojik ve farmakodinamik etkileşimlere neden olabilir. Birçok botanik ajan ve bileşiğin metabolizma ve enzimlerini etkileyebilir, ancak çok azı formal olarak çalışılmıştır. Bu etkileşimlerin birçoğu in-vitro ve in-vivo preklinik model sistemlerde tahmin edilebilir. Bitkisel komponentler spesifik olarak antikanser ilaçların aktivitesini bozabilir; bu yüzden, kanserdeki uygulamalar standart kanser tedavisi ile kombine edildiğinde dikkatlice incelenmelidir. Kemoterapi ve radyoterapinin etkisinin artırılması ve inhibisyonu ile ilgili etkiler laboratuar modellerinde gösterilebilir, ancak kullanılan modele bağlı olan çelişkili sonuçlar bu modellerin basit olduğunu ve klinik sonuçların belirteci olmayabilir. Bitkisel ajanların gelecekteki çalışmalarında metabolizma enzimlerindeki etkilerin dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Kemoterapi ve radyoterapi ile klinik etkileşimler standart tedavinin etkisinin artması veya azalmasını saptamak üzere güçlendirilmiş çalışmalarla belirlenmelidir.
Kaynak: Prof. Dr. Erkan Topuz (İstanbul Üniversitesi, Onkoloji Enstitüsü), “Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp: Onkoloji Tedavisindeki Güncel Durum”



2010-03-25

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir