Başlangıç » Nedir » Mezar taşlarının üstünde insanların çalıştıkları yerler de yazılı olsaydı acaba ne değişirdi?

Mezar taşlarının üstünde insanların çalıştıkları yerler de yazılı olsaydı acaba ne değişirdi?

Posted by: Burak ÇETİNKAYA 17 Şubat 2011 Yorum Yaz

Mezar taşlarının üstünde insanların çalıştıkları yerler de yazılı olsaydı acaba ne değişirdi? Organizasyon Yöneticilik
Mezar taşlarının üstünde Türkiye'de doğum-ölüm yılları ile isimleri yazılı. Mezar taşlarının üstünde aslında insanların çalıştıkları yerler de yazılı olsaydı, bence mezarda gezenlerin biraz uyanmasını sağlardı. Düşünsenize mezar taşlarında şöyle yazıyor: “Ahmet Bey, vasat bir okulu bitirdi. 10 yıl şu şirkette, 10 yıl da bu şirkette çalıştı. Emekliliği de pek parlak geçmedi. Bir gün hastalandı, öldü.” “Fuat Bey, ortaokulu zor bitirdi. 30 yıl farklı fabrikalarda işçi olarak çalıştı. Bazı fabrikalar zamanla kapandı. Pek gün yüzü gördü sayılmaz. Çocuklarına bir ev bile bırakamadı. En son bir hastanede ameliyat masasında ruhunu teslim etti.” “Yılmaz Bey, vasat bir okul hayatından sonra askerden geldi. Ticaret yaptı. Battı çıktı, battı çıktı. Bir girişimci olarak çok başarılı sayılmazdı. Bir trafik kazasıyla aramızdan ayrıldı.”
Burada anlatmak istediğim şey şu: Bu dünyaya bir kere geliyoruz; ama yaşamımızı nasıl kullanıyoruz? Sadece profesyonel yaşamdan söz etmiyorum. İbadet etmekten ders çalışmaya, eğlenmekten spor yapmaya kadar nasıl yaşıyoruz? Nasıl tercihler yapıyor ve nelere razı oluyoruz? Eğer tek bir şansımız varsa, elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. İnsanın hemen her zaman önünde iki seçenek ama tek bir seçme şansı oluyor. Bir öğrenci için seçeneklerden biri okul başarısı için çalışmak diğeri de bilgisayar oyunları arasında kaybolmak. Bir lise öğrencisi için seçeneklerden biri üniversiteye var gücüyle hazırlanmak, diğeri lay lay lom dolaşmak. Bir profesyonel için seçeneklerden biri kendini geliştirmek ve işine sahip çıkmak, diğeri ise kendiyle ve işiyle bir kâğıdın ucundan tutar gibi ilgilenmek. Örnekleri farklı alanlardan çoğaltabiliriz. Örnekler değişse de, genel olarak değişmeyen tek bir prensip var. Bu hayatta bir tane şansımız var. O zaman soru şu: Elimizdeki bu şansı ne yapacağız?
Bu yazıyı okuyanlar, zaten en iyi seçimi yapıyoruz diye düşünebilir. İnsanlar en iyi seçimi yapmıyorlar, razı olduklarını seçiyorlar. Örneğin, şehirlerarası otobüs terminallerinin tuvaletlerinde bakıyorum, birisi para topluyor. O da zamanını ve emeğini vererek para kazanıyor ve bu da saygın bir iş ama o kişi için bu işten daha iyi bir iş de olabilir. Yani şöyle bakarsanız konuya, ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir. Mezar taşına şöyle yazılması nasıl olurdu? “Hayatını bir tuvaletin önünde 50 kuruşları bekleyerek geçirdi.” Az önce sorduğum soruya geri dönüyorum. Elimize Yüce Allah'ın hayat olarak sunduğu bu bir kerelik şansı ne yapacağız? Herkes hangi imkânlarla doğduysa kendi yerine yöresine göre daha iyisi için uğraşacak. Yani kişi köyde hiç okuma imkânı bulamamışsa açık lise dahi olsa onu bitirmeye çalışacak. İyi bir üniversiteden mezunsanız mümkün olan en iyi okulda master yapılacak ya da mümkün olan en iyi işyerinde çalışılacak ya da kurulacak. Eğer bir evsizseniz, sokaklarda yatıp kalkıyorsanız bulabildiğiniz ne olursa olsun o iş yapılacak ve biraz olsun yaşama şartlarınız iyileştirilecek.
İçinde bulunduğumuz rol her ne ise onu daha iyi yapmayı öğrenmeliyiz. Daha iyi bir baba, daha iyi bir anne, daha iyi bir öğrenci, daha iyi bir yönetici, daha iyi bir çalışan olacağız; hangi roldeysek onda daha iyi olacağız, ama elimizdeki bu tek şansı daha iyi kullanacağız.
Kaynak: Melih Arat’ın13 Şubat 2011 tarihinde Zaman Gazetesi’nde yayımlanan “Ya tek şansınız varsa…” yazısından derlenmiştir.



2011-02-17

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir